|
Turizm Teşvik Kanununda (5761) Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun TBMM Genel Kurulunda Onaylandı (07.05.2008): Böylece hazine ve orman arazileri turizme tahsis edilecek, parasını ödeyen bu arazileri değerlendirecek. Ağaçlar kesilerek, on binlerce yılda gelişmiş bitki örtüsü traşlanarak ve arazinin (en az) %30’u betonlaştırılarak turizm teşvik edilecek. Anayasa Mahkemesinin (07.05.2007 tarihli) kararıyla kamu yararını ihlal edici nitelikte görülmesinden dolayı bazı maddeleri “ormanlar” yönünden iptal edilen bu kanunu, hükümet ve Çevre-Orman Bakanlığı yetkilileri kamu yararına olduğu ve hatta böylece bozuk orman arazilerinin değerlendirileceği şeklinde savunuyor.
Hükümet yetkililerinin bu girişimleri ve iddiaları belki bazı iş adamlarına ve yaşadığımız çevreye yalnızca ekonomi penceresinden bakanlara sempatik gelebilir. Doğa hakkında biraz ilgisi ve bilgisi olanlar ise, kıyılarımızın, ormanlarımızın ya da “bozuk orman” denilen makiliklerimin içerdikleri nadir türlerle birlikte bir denge içinde olduğunu bilir. Bu nadir habitatlar ve türler turizm teşvik kanunu ve yatırımları sonucu parçalanacak, bozulacak ve kirlenecektir.
Her yıl alınan bu tür siyasi ve ekonomik kararlar ve uygulamalarla biyolojik çeşitliliğimiz biraz daha kayboluyor. Bu kötü gidişe son yıllarda İklim Değişikliği gerçeği de eklendi. İklim Değişikliğinin biyolojik çeşitlilik ve ekonomi üzerinde çarpan etkisi giderek büyüyor. Küresel ekonomi yeryüzünün biyolojik çeşitliliğini tehdit eden en önemli güçlerden biri haline gelirken; Türkiye gibi ekonomileri hızla büyüyen ülkelerin gelişmeleri giderek daha fazla doğal kaynaklara bağımlı duruma geldi. Ekonomik gelişme ülkemizde maalesef, ormanlar ve su kaynakları gibi doğal varlıklarımızın hızla tüketilmesi ve buna ek olarak tarım, doğa, hava ve su kalitesinin bozulması anlamına geliyor. Peki çevre sağlığı ve bununla doğrudan bağlantılı toplumun ruhsal ve bedensel sağlığını kim koruyor?
Sağlıklı bir çevre ile doğal kaynaklardan sürdürülebilir yararlanma; insan sağlığı ve kırsal kalkınma ile doğrudan bağlantılıdır. Bu nedenledir ki Türkiye gibi,
• Bazı ülkelerde doğa koruma ile kırsal kalkınma arasında büyük bir boşluk vardır, aralarında bir entegrasyon sağlanamamıştır.
• Finansal kaynaklarını, teknik ve üretim kapasitesini arttıramayan bu ülkelerde doğa koruma bilinmez, önem verilmez ve ciddiye alınmaz.
• Bazı ülkelerde parası olanların doğal kaynakları kullanma ve para kazanmaya diğerlerinden daha çok hakkı ve olanakları vardır.
Hükümet ve Çevre-Orman Bakanlığı, doğal kaynaklarımızı parası olan belli bir kesimin değil, toplumun iyileşmesi ve herkesin yararlanabilmesi için çok daha iyi koruyarak yönetmek zorundadır. Doğal kaynak kullanımı konusunda yeterli bilgi, politika ve uygulamaları olmayan Türkiye gibi bir ülkede turizm teşvik kararları geri dönülmez çevre felaketlerine yol açacaktır. Bu nedenle Hükümet toplum sağlığı için çok daha önemli olan kıyılarımız, ormanlarımız ve makiliklerimizin parçalanmadan sürdürülebilir yönetimine yönelik ciddi tedbirler almalı ve bu kanunu iptal etmelidir.
Doğal Hayatı Koruma Derneği (DHKD)
İstanbul, Temmuz 2008
|