|
Şile, İstanbul ve çevresinde denize girilebilecek
son birkaç yerden biri. Bu nedenle, her yaz Şile
nüfusu bir kaç kez katlanır. İçinde bulunduğumuz
sıcak yaz günlerinde Şile yazlık ev sahipleri ve
günübirlik denize girmek için gelenlerle dolar,
taşar.
Şile yalnızca denizi ile
değil, sahip olduğu diğer doğal zenginlikleriyle de
çok önemli bir ilçedir. Yaklaşık 1 km’lik bir alan
kaplayan kumul sistemi, batı ucunda Kumbaba
Tepesi’nden bitişiğindeki tepelere kadar uzanır.
Kumul sistemini çevreleyen sulak alanlar, sarp
kayalıklar, orman ve çalı bitki örtüsü bölgenin
doğal zenginliklerine olağanüstü katkıda bulunur.
DHKD’nin sürdürdüğü çalışmalar sonucu, Şile-Sahilköy
Kıyıları, Türkiye’nin Önemli Bitki Alanları’ndan
biri olarak belirlenmiştir. Şile-Sahilköy Kıyıları
6 tanesi Türkiye’ye endemik olmak üzere, toplam 16
ülke çapında nadir bitkiye ev sahipliği yapar.
Bunlardan üçü [kum incisi (Aurinia uechtritziana),
Karadeniz salkımı (Silene sangaria) ve sahil
sığır kuyruğu (Verbascum degeni)] Türkiye’nin
imza attığı uluslararası Bern Sözleşmesi kapsamında
koruma altına alınması gereken bitkilerdir. Bu
bölgede Kumbaba Kumul Tepesi ve Doğancılı-Alacalı
kumulları I.Derece Doğal Sit Alanları ilan
edilmiştir.
Buna karşılık, Şile’nin
sahip olduğu bu olağanüstü doğal mirasın değerinin
farkına varıldığı ve korunduğu söylenemez. Tam
tersine, Şile’deki Doğal Sit Alanları sorun
olabilmekte ve yaptırımları uygulanmamakta. Şile
korunmayı bu kadar hak ederken; ne Şile, İstanbul ya
da Ankara’daki yetkililer ne de Şile halkı bu konuda
yeteri kadar çaba sarf etmiyor:
i)
Yoğun
yazlık konut yapımı ve Şile yerleşim alanının
genişlemesi sonucu kumul alanlar tahrip ediliyor.
ii)
Yazlık
konutların ve Şile’ye bağlı bütün köylerinin
kanalizasyon atıkları doğrudan yeraltına ve
derelere, oradan da denize akıtılıyor. Kanalizasyon
atıkları ve taşınan millerle dolan derelerde ise
arada bir “ıslah ve temizleme çalışmalarıyla” idare
ediliyor.
iii)
Şile’nin
her yaz tıklım tıklım dolan ünlü plajından denize
girenler arıtılmadan denize verilen kanalizasyon
kirliliğiyle karşı karşıya bırakılıyor.
iv)
Şile
merkezinin kanalizasyonunu denize boşaltma
çalışmaları yıllardır devam ediyor ama hala arıtma
tesisi için bir şey yapılmıyor

Yalnızca Şile’nin doğal
çevre sağlığı değil, insan sağlığı da gözden
çıkarılmış durumda. 21. Yüzyılda hala çevre sağlığı
ile insan sağlığının bire bir bağlantısı göz ardı
ediliyor. Şile, İstanbul’a çok yakın olması ve çevre
sağlığı ve çevre yasalarını hiçe sayan turizm
teşvikleri sonucu büyük bir hızla yapılaşıyor,
parçalanıyor ve kaçınılmaz bir şekilde yok ediliyor.
Kıyıdan içeriye kadar 1
km kadar uzanan kıyı kumulları eskiden bir kumul
sistemi üzerinde gelişebilecek tüm bitki örtüsü
tiplerine sahipken, günümüzde artık yapılaşmalar,
kumul tepelerinin düzleştirilmesi, illegal kum
alımları ve kontrolsüz aşırı kullanım nedeniyle yer
yer çukurlaşmış, erozyona uğramış, kalitesini ve
özelliklerini yitirmeye başlamış durumda.
Şile gibi ünlü ve
popüler bir ilçede kanalizasyon, arıtma ve çevre
kirliliği konularının bir bütün olarak ele alınması
için ne zamana kadar beklenecek? İnsanların
hastalanmasına ya da yalnızca kağıt üzerinde koruma
altında bulunan kumul habitatların tamamen yok
olmasına kadar mı?
Türkiye’nin her
tarafında olduğu gibi, yerel ve merkezi
yöneticilerin kararları, yaptıkları ya da
yapmadıkları toplum tarafından denetlenmelidir. Bu
demokrasinin gereğidir. Şile ilçesinde arıtma
tesislerinin hayata geçirilmesi, kumulların,
derelerin ve Şile’nin doğal yaşam alanlarının yok
edilmemesi için gerekli adımlar atılmalıdır. Ancak o
zaman Şileliler, Şile’de belli dönemlerde
yaşayanlar, tatilini geçirenler, denize girenler ve
hepimiz yöneticileri sorumluluklarını yerine
getirdikleri için takdir edebilir ve
destekleyebiliriz.
DHKD
Haziran 2006 |