|
Yazımızın başlığı,
Mevlana’nın bir sözü. Yazımızın konusu ise, Kütahya
Yıldız Entegre A.Ş. Azot Tesisleri. Geçen yaz
(Haziran 2006) ailesiyle tatil için İstanbul’dan
Antalya’ya giderken Kütahya’dan geçen bir üyemiz,
şehir girişindeki Kütahya Gübre Sanayii’nin
bacalarından çevreye yayılan koyu sarı ve siyah
zehirli gaz bulutlarını görünce dehşete düşmüş;
arabasındaki yeni doğmuş bebeğini de düşünerek o
gece Kütahya’da konaklamaktan vazgeçmiş; daha sonra
da konuya yetkililerin dikkatini çekebilmek için
DHKD ile irtibata geçmişti.
DHKD olarak, Kütahya
Gübre Sanayi’nin denetlenmesi ve zehirli gaz
filtrelerinin devreye sokulması konusunda, Kütahya
yerel yöneticilerine ilki 21.06.2006 tarihinde olmak
üzere toplam dört kez yazdık. Buna karşılık,
Kütahya Valiliği İl Çevre ve Orman Müdürlüğü,
özelleştirme kapsamında Kütahya Gübre Sanayii’nin,
Yıldız Entegre A.Ş.’e devredildiği, tesisin kamuda
iken emisyon izni olmadığı, emisyon müracaatı için
gerekli çalışmaların ve Çevre Mevzuatı açısından
değerlendirmenin devam ettiğini bildirdi.
Aradan bir yıl geçti.
Yine tatil amacıyla İstanbul’dan Antalya’ya giden
üyemiz, geçen hafta Kütahya’da Yıldız Entegre A.Ş.
Azot Tesisleri bacalarından aynı şekilde yoğun sarı
gaz bulutlarının yayıldığını haber verdi.

Kütahya Yıldız Entegre
A.Ş. tesislerinin filtre etmeden çevreye verdiği
zehirli gazlar; başta Kütahya’da yaşayanlar olmak
üzere, hem insan hem çevre sağlığını tehdit
etmektedir. Bu durum, ayrıca turizm, kültür, doğa
güzellikleri ve ülkemizin kuzeyinden Akdeniz’e
inilirken tercih edilen bir bölgede yer alması
nedeniyle Kütahya’nın ekonomisini de olumsuz olarak
etkileyecektir.
Küresel ısınma ve iklim
değişikliği tehlikesi, yeryüzündeki yaşamı tehdit
ettiği artık bilim adamları tarafından belgelenmiş
ve tüm dünyada gündemin ilk sıralarına yerleşmiştir.
Sanayi bacalarından çevreye verilen zehirli gazların
küresel ısınmayı arttırıcı etkisi çok iyi
bilinmektedir. Ormanların tahrip edilmesi ve yeşil
alanların beton yığınlarına dönüştürülmesi de
küresel ısınmayı doğrudan ve dolaylı olarak
körükleyen önemli etmenler arasında yer almaktadır.
Trajik olan da, ekonomik gelişmenin önce çevre
sağlığını ve daha sonra da bumerang gibi dönüp yine
ekonomiyi etkileyecek olmasıdır. Bu tehlikeye karşı,
Çevre ve Orman Bakanlığı ile yerel yöneticilerin
gösterdiği ilgi ve alınan önlemler yetersiz
kalmaktadır.
Bu nedenle 1997 yılından
beri ülkelerin imzalarına açılan Kyoto - İklim
Sözleşmesi, başta Türkiye olmak üzere her ülke
tarafından benimsenmeli ve gerekli önlemler acilen
alınmalıdır. Aksi takdirde, insanoğlu kendi eliyle
dünyanın sonunu (yeryüzündeki yaşamın sonunu)
getirecek varsayımlardan biri olarak kabul edilen,
küresel ısınma sonuçlarına katlanmak zorunda
kalacaktır. Kütahya’daki Yıldız Entegre A.Ş. örneği,
dünyayı cehenneme çevirebilecek yolda döşenen en
küçük taşlardan biridir.

“Her insan,100 sene
sonrası için plan yapmalı.” Bu vesileyle,
UNESCO’nun 2007 yılını doğumunun 800. yılında
Mevlana’ya adadığını da hatırlatmak istiyoruz.
DHKD
Mayıs 2007 |