|
Yukarıdaki ilkeler, her birimizin ideal bir yaşantı
sürmesi ve özellikle Küresel Isınma tehlikesine
karşı önem kazanmakta. Küresel Isınma, son yıllarda
dünyanın ve Türkiye’nin gündemine yerleşti: Tüm
dünyada sıcaklığın artması, buzulların erimesi,
deniz seviyesinin yükselmesi, yeryüzündeki
iklimlerin değişmesi vb. sonucu biyolojik çeşitlilik
ve canlılar üzerindeki olumsuz etkileriyle
kamuoyunda endişe uyandırdı.
Küresel Isınma ile
mücadele amacıyla yeni enerji politikaları da
ülkelerin gündeminde yerini almaya başladı. Avrupa
ülkeleri başta olmak üzere, gelişmiş ülkelerdeki
bilim adamları, hükümet yetkilileri ve kamuoyu bu
konuda alınacak önlemleri önemsemekte. Türkiye’de
ise bazı açıklamaların dışında, hükümetin bu konuda
yeterli girişim ya da eylemde bulunduğu söylenemez.
Fosil yakıtlar üzerine kurulu Türkiye’deki enerji
politikasında, nükleer enerji dışında alternatif
enerji projeleri maalesef yer almıyor. Bilindiği
gibi, fosil kaynaklar ve nükleer enerji kullanımı
ile küresel ısınma ve çevre sağlığının bozulması
arasındaki neden-sonuç ilişkisi bilimsel verilerle
kanıtlandı. Buna karşılık, Türkiye’de alternatif
enerji kaynaklarından yararlanmak için henüz yeterli
yatırım ve politikası yok. Bu nedenle, Türkiye’de
birey ve toplum olarak hepimize daha büyük bir
sorumluluk düşüyor.
Günlük hayatımızda
bilinçli ve sürdürülebilir bir yaşam standardı
sürdürmeli ve aşağıda bazı örnekleri verilen doğru
tüketim alışkanlıkları edinmeliyiz:
-
daha az çöp
yaratmak, geri dönüşüm ve yeniden kullanmaya özen
göstermek
-
kimyasal
kullanımımızı azaltmak (örn. markette alış veriş
yaparken raflarda karşılaştığımız ürünlerin
içerdiği maddelerin doğaya daha az toksik, ya da
biyolojik olarak parçalanabilir olmasına dikkat
etmek.)
-
osfat içermeyen
deterjanları tercih etmek,
-
mümkün olduğu kadar
az torba ve ambalaj kullanmak
-
elektrik harcamamızı
mümkün olan en az seviyeye indirgemek (örn. enerji
tasarrufu yapan ampul ve elektrikli aletler
kullanmak.)
-
binalarımızda
yalıtıma önem vermek (böyle yaparak, kışın ısınmak
ve yazın serinlemek için harcadığımız elektrik
enerjisinden %50 tasarruf sağlamak mümkün).
Günlük hayatımızda
kirlettiğimizi temizlemek ve aşırı tüketimden
kaçınıp, üretime katkıda bulunmak ilkelerine dayanan
bilinçli ve sürdürülebilir bir yaşam standardı
edinmemiz; başta diğer insanlar, tüm diğer
canlıların yaşam haklarına saygı duymaktır. Bu
konuda gerek yerel ve gerekse merkezi yöneticilere
sorumluluklarını hatırlatmalı ve vatandaş olarak
beklentilerimizi duyurmalıyız.
Türkiye’de
yenilenebilir enerji sektörü, bir hükümet politikası
olarak desteklenmeli ve gelişmelidir: Başta güneş ve
rüzgar enerjileri olmak üzere, yenilenebilir enerji
kaynaklarından daha fazla yararlanılmalı ve gelecek
planları ona göre yapılmalıdır. Türkiye’de bu konuda
henüz bir devlet politikası, stratejisi ya da eylem
planı bulunmamakla birlikte, ilk adımların özel
girişimler ve şirketler tarafından atıldığı
gözlenmektedir: TARU (Taru Enerji ve Tasarruf
Sistemleri San. Tic. Ltd. Şti.) Türkiye’deki
ilklerden biri. Taru, güneş enerjisi ile ısıtma, led
teknolojisi ile havuz aydınlatma ve iyonizasyon
tekniği ile havuz ve su temizleme ürünlerinin
kullanımının yaygınlaşması için faaliyet gösteren
özel bir kuruluş.
Taru’nun pazarladığı
iyonizasyon tekniği ile çalışan havuz ve su
temizleme (Floatron) aleti, havuzların daha sağlıklı
(daha az kimyasal kullanımı; alerji, göz ve tenin
tahrişinde azalma; yüzlerce bakteri ve virüse karşı
ekili) ve ekonomiktir (güneş enerjisi ile 20 yıl
kullanım süresi). Buna ek olarak, her Floatron
satışından elde edilecek gelirin bir kısmı da
DHKD’ye bağış olarak aktarılmaktadır.
Derneğimiz
çalışmalarını destekleyen Taru firması ve Floatron
ile ilgili daha fazla bilgi için:
Tel.: 0216
364 44 56
Faks: 0 216
365 43 32
www.taruenerji.com

|